19 Kasım 2014 Çarşamba

İstanbul'un Gözü

Misali yok gözlerinin.
Net,parlak ve yakıcı.
Yamaçtan esen ılık rüzgar
Yaprak gibi sürükle beni sevgilimin kucağına.

Ahhh! Bu gökyüzü mavi olmasa
Yeşile özlem duymasa gözlerim
Ilık esmese rüzgar...
Fırtınalar kopsa,
Kar yağsa...

Sevgilim üşüme.
Ya da üşü, sarılayım sana
Bahane ile özlemi karıştırarak.

Boğaza karşı sarılmış iki kadeh
Birinde dudaklarının pembe ruju
Diğeri saf,berrak
Maviye aşık atan yeşil!
Bana bir bak!

Kul olayım sana
Yanayım.
Öleyim istersen...
İstersen kalayım burada.
Tam karşında
Yeşile bakarak,
Biraz anason koklayarak,
Aşık olayım sana...



Mustafa Aksoy
16.10.2014

11 Kasım 2014 Salı

Tango

Eylül müydü körlüğüm?
Ekim miydi?
Kalakaldım şimdi
Öpsene beni
Gözümü öp,
Elimi öp,
Sesimi öp.
Eylül müydü izbedi
Ekim mi?

Boğazı ayaklar altına alalım yine,
Fıstık ağacı kokularında yakalım ateşimizi.
Sarılalım sımsıkı.
Yamaca doğru dans edelim
Tut elimi.
Sarılalım tek odalı evimizde uyurken
Tehlikeli bir oyun bu,
Ateşi söndürmeden uyumayalım.
Evimize buyur edelim ateşi.
Ateşli ateşli uyuyalım.
Gitme!

Gidersen acıdığım yerler kanar şimdi.
Kökünü koparırım tutsaklığımın.
Gidersen acırım.
Cesaretim yok.
Tekrar dans edebilir miyiz?
Yani bayan!
Bu dansı bana lütfedermisiniz?
Tanju Okan sesiyle sarılır mısınız bana?

Bir tango bu,
Ateşli ve çılgınca.
Şehvetli mi şehvetli.
Boğazın endamına sırtını mı döneceksin?
Rakımın suyu,
Ateşim,
Bu tangoyu nasıl bırakıp gideceksin?