Nerdesin ey pembeli mavili ojeli parmakların sahibi!
Turuncuya bürünmüş düşlerimden çıktım da geldim
Nerdesin?
Asfaltlarda terimi,
Karlarda ayak izimi bıraktım ve geldim.
Hiçbir deniz gözlerin kadar derin değildi.
Böylesine derinlemesine içime işlemedi hiçbir ses.
Gözlerinin yeşil hareleri kadar yeşil değildi hiçbir yaprak.
Bu koca evin tavanındaki yıldızlar gülüşün kadar parlak olamadı.
Ben aşıkkenn bu vahşi doğaya
Nerden geldi bu merhamet dolu güzellik.
Söyle nerden geldin?
Yollar mıydı bizi birleştiren?
Yoksa ayıran mıydı yollar?
Kaç nefes daha alacağımı bilemiyorken
Can verdin!!!
Can geldin.
Zaman...
Zaman öyle bir büyük safsata ki;
Bunu seni zamansız sevişimle anladım.
Korkakların inanmak istediği şeydi zaman...
Oysa ben daha hiç koluma saat takmadım.
Ayaklarını toprağa basmamış insanlardan olmadım hiç.
Bir gün toprak olacağımı biliyorken ondan kaçmadım.
Henüz seninle sırt üstü yatmadım .
Gökyüzünde buluşmadık.
Bir gidiştir göremedik, üstelik gelişte olmadı.
Sanki orda kalakaldın.
Ömür var olmadı.
Bu saatler insanı aldatıyor.
Sen orada döneceğin günü;
Ben ise geleceğin günü bekliyorken,
Saat 20:43 diyor.
Saat 20:43 olabilir mi?
Yalan...
Saat seni özlediğim zamanı gösteriyor.
Her an özlüyorum.
Aynalardan yansıyor.
Biliyorum.
Dudakların birşeyler söylüyor.
Dudakalarının yanaklarınla kavuştuğu yerden öpmedim ki seni
Nasıl bilebilirsin benim gözlerimdeki rengini?
Başlamamış bir hayatın özgeçmişinde yaşıyoruz.
Geçmişim meçhul,
Geçmişin yalnız.
Geçmişlerimiz henüz geçmemiş.
Bu oyun şaibeli.
Bu oyun acı dolu.
Bu oyunda sen-ben kavramı var.
Bir patika da iki kişi yürüyemez olur mu?
Omuzlarımda kal komar yaprağım.
Bu patika da ayrı gayrı yok.
Birlikte kaybolacağız.
Şimdi kapat gözlerini
Kirpiklerinden okşuyorum,
Kirpiklerinden öpüyorum.
Korkma!
Seni bütün cesaretimle seviyorum
26.07.2015
20.52
