Oğlum…
Bu tek kelimeyi söyleyebilmenin zorluğunu ve huzurunu
anlatmak için sana methiyeler dizmem gerekecektir oğlum.
Birkaç yıl önce, henüz senin içinde olduğun planlarım bile yokken,
annen ile tanışmamışken yani gençliğimi doyasıya yaşarken sana bir mektup
yazmış ve orada annenle tanışmamızın ilginçliğinden bahsedip seninle ilgili
hayallerimi anlatmıştım. Aslında tam olarak hayal diyemem. Sadece sana bir
şeyler yazmak istemiştim. O zaman cinsiyetin ya da ismin hakkında bir fikrimde
yoktu. Şu an ise her şey bambaşka.
Oğlum…
23.11.2017 tarihinin sabaha karşı 4.30’unda annenin doğumuna
yardım eden hemşirelerden aldık doğum haberini. Biraz erken ama bir o kadar da
mutlu eden bir haberdi. Uzun dönem anne karnındaki problemlerin için Zeynep
Kamil’e gidip durduk. Annen çok tedirgin oluyordu hamilelik sürecinde. Elimden
geldiğinde anneni motive etmeye çalıştım ve sonucunda sen artık aramıza
katıldın.
Sana annenden ve onunla tanışma sürecimizden bahsetmek istiyorum.
Çünkü sana onunla tanışma ve evlilik sürecinin de alışılageldik olmayacağını
söylemiştim. Öyle de oldu.
16 Mayıs 2015 günü Burgaz Ada’nın
Madam Martha koyunda kamp yapmak için toplanılmıştı. Tahmin edeceğin gibi annen
de oradaydı. Sana annenin ismini hiç yazmadım biliyorum. Fakat sen yazıyı
okuduğun zamanlarda annenin ismini zaten biliyor fakat ona yine de ‘anne’ diyor
olacaksın.
Madam Martha’da ki kampta
kaynaşıp arkadaş olmuştuk annen Merve ile. Annen minyon tipli, güleç yüzlü ve
siyah saçlarını sarının en güzel tonuna boyatmıştı. Tanışmamızdan evliliğimize
kadar olan süreçte çok sıkı iki arkadaştık annen ile. O öğretmenlik yapıyor ben
ise keşfetme arzusu ile geziyor, kamplara katılıp eğleniyordum. Ta ki 2017 Ocak
ayında yapılması planlanan Karsraill isimli bir etkinliğe annenin beni davet
etmesine kadar. 40 kişilik bir gezgin öğretmen grubunun Türkiye’nin farklı
yerlerinden çıkıp Kars’a gitmesi ve bunu Doğu Ekspresi’nde vagon kapatarak
yapmasıydı etkinliğin özeti.
Bu etkinliğe katılmak amacıyla 21
Ocak 2017’de otostop çekerek Ankara’ya gitmek için yola çıkmıştık annen ile. 25
Ocak’ta kalkacak olan trene yetişmek için erken çıkmıştık yola. Annen ile ilk
defa yola çıkmıştım. Her zaman olduğum gibi çok konuşup eğleniyordum yolda
olduğum için. Yolculuğumuz ilk gün Eskişehir’de bitmişti. Üniversite’den yakın
arkadaşım Harun Yelbey’de kalmıştık o gece. Harun amcanı tanıma şansın olur
oğlum. Harun evine yeni taşınmıştı ve evi de misafir ağırlamaya müsait değildi.
Biz de bu nedenle annen ile uyku tulumlarımızda uyumak zorunda kalmıştık. Orada
geçirdiğimiz iki akşam çok eğlenmiştik. Hatta Eskişehir’in meşhur dayısı Recep Dayı ile karşılaşıp şakalaşmıştık. Recep
Dayı yine barlar sokağında elinde şarabı ağzında aşk dolu sözleri bağırıp
geçiyordu sokaktan. ‘Tek başına mı içiyorsun dayı?’ diye seslendiğimde elindeki
şişeyi uzatıp ‘ Gel beraber içelim.’ Demişti. ‘ Ah dayı ah… Çok seviyorum’
deyip annene sarılmıştım. Bunların hepsi bir oyundu oysa o an. Recep Dayı
aşkları ve söyledikleri ile tanınıyor Eskişehir’de. Umarım onun hikayelerini de
dinleme şansın olur oğlum.
Eskişehir’den sonra Ankara’ya
varıp ordan da Kars’a varış hikayelerimiz ise bir başka eğlenceliydi. Sana bir
tavsiyem olsun oğlum. Büyüdüğünde sende tren ile yolculuk yap ve bütün yol
boyunca yolları izle. Dağların arasında yılan gibi kıvrılırken vagonlar
arasında yürü, şarkılar söyle ve fotoğraflar çek. Doğuya git, batıya git…
Yönünü kaybedersen aklının yolunda git. Yeter ki hareket halinde ol.
Annen ile Kars’ta bir tartışma
üzerine sevgili olmuştuk. Tartışmamızın sonucunda annene Beşiktaş’lı bir defter
almıştım. Tabi onunla ısrarına rağmen
konuşmuyordum. Haksızlık ettiğini anlamasını istiyordum. Ama sonunda tam da annen ağlamak üzereyken gitarımın kılıfından
çıkardım defteri ve annene verdim. Sonrasında ise yol çok daha başka haller aldı. Kars dönüşünde Kayseri,
Nevşehir,Antalya,İzmir dolaştık. Yolda sayısız güzelliklerle karşılaşıp
dostluklar edindik. Bu bizim birlikte kazandığımız ilk şeydi. Dostluklarımız…
İstanbul’a döndüğümüzde hızlı ve
keyifli geçen bir süreç başladı. Daha birkaç ay önceevdiğim bir arkadaşım olan
annenle evlilik planları yapar olmuştuk. Annen evliliğimiz için sigarayı
bırakmıştı. Evlenmemek için hiçbir nedenimiz yoktu.Bende artık düzen arar olmuştum.
Yıllarca gezip eğlenmiştim. Annen tam hayalimdeki gibi bir kadındı. Hem gezmeyi
seviyordu hem de bana çok değer veriyordu. Birlikte yola çıkıp kamplar
yapabilecektik. Çocuğumuzu da alıp amaçsızca gezebileceğimizi düşünüyorduk
ikimizde. Yani kısaca aile olabileceğim tek kadındı annen.
Bütün bunları düşünürken zaman
geçiyordu evlilik kararımızı büyüklerimizle paylaşıp evliliğimizi
kesinleştirmiştik. 15 Nisan 2017’ de söz 23 Nisan 2017’de nişan yapılmıştı.
Peşi sıra doğum günümden bir gün sonra da düğünümüz olmuştu. Söylediğim gibi
hızlı ve keyifli bir süreçti. Bütün bunlar olurken şu an oturduğumuz evi
yapmaya çalışıyordum. Aylarca uğraşıp evimizi yapmıştım ve tabi sende artık
annenin rahmine düşmüştün.
Varlığının haberini aldığımızda
annen de ben de çok şaşırmış ve çok mutlu olmuştuk. An rahminden kucağımıza
gelene kadar geçen sürecin hızı ışık hızına kafa tutar cinstendi. Madden
sıkıntılar yaşarken bir yandan da senin için çabalıyorduk. Uzun bir süre senin
için sıkı takip yapıldı ve beklemediğimiz bir anda doğumun başladı. Oysaki o sabah
sadece muayene için hastanedeydik.
Sana bütün bu süreci parça parça
yazmak istemedim. Çünkü bunu yapabilecek vaktim yoktu uzunca süre. Sonrasında
ise artık hikayeyi bütünüyle anlatmak daha mantıklı geldi.
Oğlum …
Varlığını öğrendiğimizde aklıma
gelen tek şey neydi biliyor musun?
Yıllarca hiç jiletle kesmediğim
sakallarımı jiletle kesip bıyık bırakmayı düşündüm. Doğumundan sonra da öyle oldu. Artık kel ve
bıyıklı bir baban var oğlum. Tıpkı benim olduğu gibi.
İsmail Barış.
Adının ne kadar değerli olduğunu
anlayacağını biliyorum.
Biri denin ismi diğeri ise
babanın dünyada istediği ve onun için ayaklarını parçaladığı şey.
Bütün bu yazıyı okuduğunda sanki
sana bir süreci anlatmışım gibi gelmiş olabilir oğlum. Fakat bu sadece bir
hikaye değil oğlum. Bu sana hayatımın parçalarından verebileceğim bir öğüt.
Hep sev oğlum. İnsanları,
hayvanları, doğayı…
Var olan her şey sevilmeye değer.
Doğa severlerin bir sözü var.
Seni seviyoruz oğlum.
Bu gün doğumunun 2. Günü tamamlandı
ve biz çok yorgunuz. Üstelik anneni de özledim. Yeter artık aramıza girdiğin
gidip biraz kokunda uyuyalım😊😊
25.11.2017 / 22.30