25 Kasım 2017 Cumartesi

Herşey Barış'la


Oğlum…



Bu tek kelimeyi söyleyebilmenin zorluğunu ve huzurunu anlatmak için sana methiyeler dizmem gerekecektir oğlum.



Birkaç yıl önce, henüz  senin içinde olduğun planlarım bile yokken, annen ile tanışmamışken yani gençliğimi doyasıya yaşarken sana bir mektup yazmış ve orada annenle tanışmamızın ilginçliğinden bahsedip seninle ilgili hayallerimi anlatmıştım. Aslında tam olarak hayal diyemem. Sadece sana bir şeyler yazmak istemiştim. O zaman cinsiyetin ya da ismin hakkında bir fikrimde yoktu. Şu an ise her şey bambaşka.



Oğlum…



23.11.2017 tarihinin sabaha karşı 4.30’unda annenin doğumuna yardım eden hemşirelerden aldık doğum haberini. Biraz erken ama bir o kadar da mutlu eden bir haberdi. Uzun dönem anne karnındaki problemlerin için Zeynep Kamil’e gidip durduk. Annen çok tedirgin oluyordu hamilelik sürecinde. Elimden geldiğinde anneni motive etmeye çalıştım ve sonucunda sen artık aramıza katıldın.



Sana annenden ve onunla tanışma sürecimizden bahsetmek istiyorum. Çünkü sana onunla tanışma ve evlilik sürecinin de alışılageldik olmayacağını söylemiştim. Öyle de oldu.



16 Mayıs 2015 günü Burgaz Ada’nın Madam Martha koyunda kamp yapmak için toplanılmıştı. Tahmin edeceğin gibi annen de oradaydı. Sana annenin ismini hiç yazmadım biliyorum. Fakat sen yazıyı okuduğun zamanlarda annenin ismini zaten biliyor fakat ona yine de ‘anne’ diyor olacaksın.

Madam Martha’da ki kampta kaynaşıp arkadaş olmuştuk annen Merve ile. Annen minyon tipli, güleç yüzlü ve siyah saçlarını sarının en güzel tonuna boyatmıştı. Tanışmamızdan evliliğimize kadar olan süreçte çok sıkı iki arkadaştık annen ile. O öğretmenlik yapıyor ben ise keşfetme arzusu ile geziyor, kamplara katılıp eğleniyordum. Ta ki 2017 Ocak ayında yapılması planlanan Karsraill isimli bir etkinliğe annenin beni davet etmesine kadar. 40 kişilik bir gezgin öğretmen grubunun Türkiye’nin farklı yerlerinden çıkıp Kars’a gitmesi ve bunu Doğu Ekspresi’nde vagon kapatarak yapmasıydı etkinliğin özeti.



Bu etkinliğe katılmak amacıyla 21 Ocak 2017’de otostop çekerek Ankara’ya gitmek için yola çıkmıştık annen ile. 25 Ocak’ta kalkacak olan trene yetişmek için erken çıkmıştık yola. Annen ile ilk defa yola çıkmıştım. Her zaman olduğum gibi çok konuşup eğleniyordum yolda olduğum için. Yolculuğumuz ilk gün Eskişehir’de bitmişti. Üniversite’den yakın arkadaşım Harun Yelbey’de kalmıştık o gece. Harun amcanı tanıma şansın olur oğlum. Harun evine yeni taşınmıştı ve evi de misafir ağırlamaya müsait değildi. Biz de bu nedenle annen ile uyku tulumlarımızda uyumak zorunda kalmıştık. Orada geçirdiğimiz iki akşam çok eğlenmiştik. Hatta Eskişehir’in meşhur dayısı  Recep Dayı ile karşılaşıp şakalaşmıştık. Recep Dayı yine barlar sokağında elinde şarabı ağzında aşk dolu sözleri bağırıp geçiyordu sokaktan. ‘Tek başına mı içiyorsun dayı?’ diye seslendiğimde elindeki şişeyi uzatıp ‘ Gel beraber içelim.’ Demişti. ‘ Ah dayı ah… Çok seviyorum’ deyip annene sarılmıştım. Bunların hepsi bir oyundu oysa o an. Recep Dayı aşkları ve söyledikleri ile tanınıyor Eskişehir’de. Umarım onun hikayelerini de dinleme şansın olur oğlum.



Eskişehir’den sonra Ankara’ya varıp ordan da Kars’a varış hikayelerimiz ise bir başka eğlenceliydi. Sana bir tavsiyem olsun oğlum. Büyüdüğünde sende tren ile yolculuk yap ve bütün yol boyunca yolları izle. Dağların arasında yılan gibi kıvrılırken vagonlar arasında yürü, şarkılar söyle ve fotoğraflar çek. Doğuya git, batıya git… Yönünü kaybedersen aklının yolunda git. Yeter ki hareket halinde ol.



Annen ile Kars’ta bir tartışma üzerine sevgili olmuştuk. Tartışmamızın sonucunda annene Beşiktaş’lı bir defter almıştım. Tabi  onunla ısrarına rağmen konuşmuyordum. Haksızlık ettiğini anlamasını istiyordum. Ama sonunda tam da  annen ağlamak üzereyken gitarımın kılıfından çıkardım defteri ve annene verdim. Sonrasında ise yol çok daha  başka haller aldı. Kars dönüşünde Kayseri, Nevşehir,Antalya,İzmir dolaştık. Yolda sayısız güzelliklerle karşılaşıp dostluklar edindik. Bu bizim birlikte kazandığımız ilk şeydi. Dostluklarımız…



İstanbul’a döndüğümüzde hızlı ve keyifli geçen bir süreç başladı. Daha birkaç ay önceevdiğim bir arkadaşım olan annenle evlilik planları yapar olmuştuk. Annen evliliğimiz için sigarayı bırakmıştı. Evlenmemek için hiçbir nedenimiz yoktu.Bende artık düzen arar olmuştum. Yıllarca gezip eğlenmiştim. Annen tam hayalimdeki gibi bir kadındı. Hem gezmeyi seviyordu hem de bana çok değer veriyordu. Birlikte yola çıkıp kamplar yapabilecektik. Çocuğumuzu da alıp amaçsızca gezebileceğimizi düşünüyorduk ikimizde. Yani kısaca aile olabileceğim tek kadındı annen.



Bütün bunları düşünürken zaman geçiyordu evlilik kararımızı büyüklerimizle paylaşıp evliliğimizi kesinleştirmiştik. 15 Nisan 2017’ de söz 23 Nisan 2017’de nişan yapılmıştı. Peşi sıra doğum günümden bir gün sonra da düğünümüz olmuştu. Söylediğim gibi hızlı ve keyifli bir süreçti. Bütün bunlar olurken şu an oturduğumuz evi yapmaya çalışıyordum. Aylarca uğraşıp evimizi yapmıştım ve tabi sende artık annenin rahmine düşmüştün.



Varlığının haberini aldığımızda annen de ben de çok şaşırmış ve çok mutlu olmuştuk. An rahminden kucağımıza gelene kadar geçen sürecin hızı ışık hızına kafa tutar cinstendi. Madden sıkıntılar yaşarken bir yandan da senin için çabalıyorduk. Uzun bir süre senin için sıkı takip yapıldı ve beklemediğimiz bir anda doğumun başladı. Oysaki o sabah sadece muayene için hastanedeydik.



Sana bütün bu süreci parça parça yazmak istemedim. Çünkü bunu yapabilecek vaktim yoktu uzunca süre. Sonrasında ise artık hikayeyi bütünüyle anlatmak daha mantıklı geldi.



Oğlum …

Varlığını öğrendiğimizde aklıma gelen tek şey neydi biliyor musun?

Yıllarca hiç jiletle kesmediğim sakallarımı jiletle kesip bıyık bırakmayı düşündüm.  Doğumundan sonra da öyle oldu. Artık kel ve bıyıklı bir baban var oğlum. Tıpkı benim olduğu gibi.



İsmail Barış.



Adının ne kadar değerli olduğunu anlayacağını biliyorum.

Biri denin ismi diğeri ise babanın dünyada istediği ve onun için ayaklarını parçaladığı şey.



Bütün bu yazıyı okuduğunda sanki sana bir süreci anlatmışım gibi gelmiş olabilir oğlum. Fakat bu sadece bir hikaye değil oğlum. Bu sana hayatımın parçalarından verebileceğim bir öğüt.



Hep sev oğlum. İnsanları, hayvanları, doğayı…

 Var olan her şey sevilmeye değer.

Doğa severlerin bir sözü var.


Ağacı sev, yeşili koru,babayı öp😊



Seni seviyoruz oğlum.

Bu gün doğumunun 2. Günü tamamlandı ve biz çok yorgunuz. Üstelik anneni de özledim. Yeter artık aramıza girdiğin gidip biraz kokunda uyuyalım😊😊



25.11.2017 / 22.30