“Benim olmanı istiyorum.”dedi.
“Nasıl yani? Sana ait olmamı mı istiyorsun?” dedim.
“Evet. Benim ol!” diye ısrar etti. Ellerini tutup dudaklarını
öptüm.
“Bana sahip ol öyleyse!” dedim. Yüzüme garipseyerek baktı.
“Bunu nasıl yapabilirim?” dedi çocuksu bir heyecanla.
“Bunu yapamazsın!” dedim. Dudaklarını büktü ve ellerimin
arasındaki elini çekti. Arkama yaslandım ve devam ettim.
“ Aslında dünya üzerin hiç bir şey hiç kimseye ait değildir.
Düşünsene bir ömür çalışıp sahip olduğun şeyleri bir nefeste kaybediyorsun. Son
nefesinle ruhunun bedenine bile sahip olmadığını anlıyorsun. Arabaların,
evlerin, caddelerin, oksijenin, suyun, yiyeceklerin, kadın ve erkeklerin,
tatillerin, zevklerin hatta düşüncelerinin bile sana ait olmadığını anlıyorsun
öldüğünde. Böyle bir evrende ben sana ‘ Evet seninim!’ desem tutamayacağım bir
söz vermiş olmaz mıyım? Geçi sözlerimiz de bize ait değil.Ne sen benimsin ne de
ben senin.”
“ Saçmalama da artık nerede yapacaksak yapalım şu işi vaktim
dar.” Dedi ciddiyetle.
“Bir şey yapacağımız yok. Seninle yatmayacağım. Benim yanımda
olman için para ödedim sana. Bize ait olmayan şeyleri anlatmak için.
Fahişeliğin de sana ait değil mesela. O bedenin fahişe. Çürüdüğünde bedeninin
bekaretinin anlamı olmayacak.” Dedim. Bir fahişeye ödediğim ücret karşılığında
zorla dinletmiştim kendimi. Üstüne ayaklarım dokunmasına rağmen dünya da bana
ait değildi. Yalnızlık iliklerime işlemişti. Gözlerine baktım. Aslında hoş
kadındı. Neden benim olmayan bir beden ile onun olmayan bir bedeni
birleştirmiyorduk ki? Ne de olsa bize ait değillerdi. Parmak izlerimiz gibi
sadece bizi temsil ediyorlardı. Bir gün o izler de silinecekti.
“ Odaya geçip elbiselerini çıkart.” Dedim. Meslek aşkından
olsa gerek, sevindi. Odaya geçip üstünü çıkarttı.İç çamaşırları ile yatağa
uzandı. Yanına gidip anadan doğma soyundum.
“ Ne bekliyorsun hadi!” dedi. Sevişmek için bu kadar acele
eden bir kadına dokunamazdı tenim ama meslek aşkıyla yanan birini kırmak
istememiştim. Sarıldım ve tekrar
anlattım her şeyi.
Ait olmak için birbirine dokunan bu tenler aslında bizlere
bile ait değildi. O kadın sadece ruhundaki açlığı doyurmak için kullanıyordu
bedenini. Ben ise bir şeylere ait olamadığım için parçalıyordum kendimi.
Hiç bir şeye aittik. Belki de hiçbir şeydik.
Mustafa Aksoy 16/01/2013
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Lütfen yorumlarınızda kullandığımız kelimelere dikkat edelim.