26 Ocak 2013 Cumartesi

Günaydın Karton Toplayıcılar


Günlerden Cumartesi ve muhtemelen bütün çalışanlar sabahın 7’sinde kalkıp iş yerlerine gitmek üzere hazırlık yaptılar. Sonra bu çalışanlar evlerinden çıkıp iş yerlerine vardılar ve günün en az 8 saatini çalışarak geçirdiler. Bu çalışanların belki yarısı makam sahibiydi ki zor bir ihtimal ya bu. Diğer yarısı sıradan işçiler. Güç bela maaşlarını yettiren, belki de ay sonuna doğru aç gezen işçiler. Sırf biraz daha fazla kazanayım diye mesai yapan, ek iş yapan işçiler…
Hepimiz tutsağız. Ben bilgisayarımın, eğitim sisteminin ve bunun gibi bir çok şeyin tutsağıyım. Çalışanlar iş yerlerinin, patronlarının tutsağı. Patronlar ise paranın tutsağı. Kapitalizm de özgürlük yoktur. Bizim ülkemizde ne kadar karma ekonomi sistemi kullanıldığı söylense de, ben  inanmıyorum. Yasal haklar parayla satın alınıyor, temel haklar parayla satın alınıyor ve insanlar para ile köleleştiriliyor. Bu gün hala daha sigortasız işçi çalıştıran, onların beden güçlerini kullanıp haklarının üçte  birini vermeyen şirketler  var. İşçisinin parmağı koptuğunda tazminat ödememek için bin bir türlü yol deneyen, susması karşısında bir maaş ikramiye vereceğini söyleyen patronlar var. Ne için? Daha çok para için.
Kan ile ah ile kazanılmış saltanat sürüyoruz. Bu bariz…
Suç ise her zaman mazlumda. Eğer mazlum elini makineye kaptırdıysa suç onun! Kopan parmakta yaramazlığının bedeli.
Öğrencilik hayatım belki de en çok üzüldüğüm zamanları kapsıyor. Çünkü gelecekte ne olacağım belli değil. Kimsenin ne olacağı belli değil ama ben kimin ve neyin kölesi olacağımı düşünmekten yaşlanıyorum.
Şu anda bile eğitim sisteminin kölesiyken iş hayatımız nasıl olur?
Eğitim sisteminde bize şirketin büyümesi için kafa patlatmamız gerektiği söyleniyor. Ne için? Daha iyi para kazanmak için. Şirkete daha çok kazandırmak için…
Şirketler başarılı işçilerine ikramiyeler veriyorlar. Garip işçilerimizde bu ikramiyelere sevinip sosyal hayatı için ayırdığı zamanını da iş hayatına ayırıyor.  Bunun karşılığında ise bir maaş ikramiye. Ne büyük para!
Sermayedarlar bu bir maaş ikramiye giderinin belki de binlerce katını kazanıyor bu işçi sayesinde. İşçiye düşen hak ise bir maaş ikramiye!

Şaka değil bu bir gerçek.  İnsanlar birbirlerinin sırtlarından geçiniyor ve herkes nerden kıssamda daha çok para kazansam diye düşünüp duruyor. En kolay kısılan musluk ise işçinin   musluğudur. Çünkü bir çoğu eğitimsiz olan işçiler boyun büküp susuyorlar. Hepsinin aileleri evlerinde yemek bekliyor. İşçi bencil davranabilir mi bu durum da ? Elbette davranamaz. Bu da işverenin avantajı tabi ki.

Bir gün Fiziksel Dağıtım Yönetimi dersinde hocamız bir hikaye anlattı. Hikayeden kastım bir olay. Bunu anlatırken şaşkınlıktan gülüyordu. Hikaye şöyleydi;
Her sabah bizlerden önce kalkan birileri var. Bu kişiler belki çok zor bir iş yapıyorlar ve çok küçük bedellerle işlerini yapıyorlar. İşlerini yaparken de kimse kimsenin bölgesine girmiyor. Bu kişiler kimler mi? Karton toplayıcılar. Kimi 15 yaşında kimi 50. Kimi kadın kimi kız. Yaptıkları iş çekilmez, pislik içinde yaşanan bir iş ve aldığı bedeller bir kilo karton başına belki 50 kuruş.
Bu karton toplayıcıları gece 3-4 sularında evlerinden çıkıp sokaklardaki, çöp tenekelerindeki, iş yerlerinin arka kapısındaki kartonları toplayıp ne mi yapıyorlar?
Bunları geri dönüşüme veriyorlar.Bu dönüşüm sonrasında aldıkları para çok komik. 100 kilo kartona 20 lira! Belki daha az. Yaptıkları iş ise çekilmez bir iş. Bu kartonları toplayarak sadece sermayedarlara faydaları olmuyor. Öyle ya sermayedarlar bu kartonları oluklu mukavva yapıp ambalajlamada kullanıyor. Ambalajlama maliyeti bir şirketi zor duruma düşürecek kadar büyük bir maliyettir. Bu karton toplayıcılar sayesinde yarı yarıya düşürebiliyorlar maliyetlerini. Ama bunun dışında kartonların toplanması çevredeki pisliklerin azalması,daha az ağaç kesilmesi gibi faktörleri de etkiliyor.
Gökhan Hoca güzel anlatmıştı fakat ben dinlerken duygulanmış ve üzülmüştüm. Bu gün bir fabrika sadece işçilerine değil fabrika ile alakası olmayan insanlara ve en önemlisi doğaya da büyük zararlar vermektedir.
Peki hangimiz bunu engellemeye çalışıyoruz? Yada engellemeye çalıştığımız zaman engelleyebiliyor muyuz?
Büyük ihtimalle hayır. Çünkü onların parası var, çünkü onlar devlete senden daha fazla vergi veriyorlar ve sen devletin gözünde sadece bir bireyken onlar para kapısıdır. Böyle bir ülkede kaç kişi Kapitalizm yok diyebilir?
Hala daha bunu söyleyen varsa onu gözlerinden öpüyor, Allah’ıma havale ediyorum…


Mustafa Aksoy

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Lütfen yorumlarınızda kullandığımız kelimelere dikkat edelim.