Günlerden
Cumartesi ve muhtemelen bütün çalışanlar sabahın 7’sinde kalkıp iş yerlerine
gitmek üzere hazırlık yaptılar. Sonra bu çalışanlar evlerinden çıkıp iş
yerlerine vardılar ve günün en az 8 saatini çalışarak geçirdiler. Bu
çalışanların belki yarısı makam sahibiydi ki zor bir ihtimal ya bu. Diğer
yarısı sıradan işçiler. Güç bela maaşlarını yettiren, belki de ay sonuna doğru
aç gezen işçiler. Sırf biraz daha fazla kazanayım diye mesai yapan, ek iş yapan
işçiler…
Hepimiz
tutsağız. Ben bilgisayarımın, eğitim sisteminin ve bunun gibi bir çok şeyin
tutsağıyım. Çalışanlar iş yerlerinin, patronlarının tutsağı. Patronlar ise
paranın tutsağı. Kapitalizm de özgürlük yoktur. Bizim ülkemizde ne kadar karma
ekonomi sistemi kullanıldığı söylense de, ben
inanmıyorum. Yasal haklar parayla satın alınıyor, temel haklar parayla
satın alınıyor ve insanlar para ile köleleştiriliyor. Bu gün hala daha
sigortasız işçi çalıştıran, onların beden güçlerini kullanıp haklarının
üçte birini vermeyen şirketler var. İşçisinin parmağı koptuğunda tazminat
ödememek için bin bir türlü yol deneyen, susması karşısında bir maaş ikramiye
vereceğini söyleyen patronlar var. Ne için? Daha çok para için.
Kan ile ah
ile kazanılmış saltanat sürüyoruz. Bu bariz…
Suç ise her
zaman mazlumda. Eğer mazlum elini makineye kaptırdıysa suç onun! Kopan parmakta
yaramazlığının bedeli.
Öğrencilik
hayatım belki de en çok üzüldüğüm zamanları kapsıyor. Çünkü gelecekte ne
olacağım belli değil. Kimsenin ne olacağı belli değil ama ben kimin ve neyin
kölesi olacağımı düşünmekten yaşlanıyorum.
Şu anda bile
eğitim sisteminin kölesiyken iş hayatımız nasıl olur?
Eğitim
sisteminde bize şirketin büyümesi için kafa patlatmamız gerektiği söyleniyor.
Ne için? Daha iyi para kazanmak için. Şirkete daha çok kazandırmak için…
Şirketler
başarılı işçilerine ikramiyeler veriyorlar. Garip işçilerimizde bu ikramiyelere
sevinip sosyal hayatı için ayırdığı zamanını da iş hayatına ayırıyor. Bunun karşılığında ise bir maaş ikramiye. Ne
büyük para!
Sermayedarlar
bu bir maaş ikramiye giderinin belki de binlerce katını kazanıyor bu işçi
sayesinde. İşçiye düşen hak ise bir maaş ikramiye!
Şaka değil
bu bir gerçek. İnsanlar birbirlerinin
sırtlarından geçiniyor ve herkes nerden kıssamda daha çok para kazansam diye
düşünüp duruyor. En kolay kısılan musluk ise işçinin musluğudur. Çünkü bir çoğu eğitimsiz olan
işçiler boyun büküp susuyorlar. Hepsinin aileleri evlerinde yemek bekliyor.
İşçi bencil davranabilir mi bu durum da ? Elbette davranamaz. Bu da işverenin
avantajı tabi ki.
Bir gün
Fiziksel Dağıtım Yönetimi dersinde hocamız bir hikaye anlattı. Hikayeden kastım
bir olay. Bunu anlatırken şaşkınlıktan gülüyordu. Hikaye şöyleydi;
Her sabah bizlerden önce kalkan
birileri var. Bu kişiler belki çok zor bir iş yapıyorlar ve çok küçük
bedellerle işlerini yapıyorlar. İşlerini yaparken de kimse kimsenin bölgesine
girmiyor. Bu kişiler kimler mi? Karton toplayıcılar. Kimi 15 yaşında kimi 50.
Kimi kadın kimi kız. Yaptıkları iş çekilmez, pislik içinde yaşanan bir iş ve
aldığı bedeller bir kilo karton başına belki 50 kuruş.
Bu karton toplayıcıları gece 3-4
sularında evlerinden çıkıp sokaklardaki, çöp tenekelerindeki, iş yerlerinin
arka kapısındaki kartonları toplayıp ne mi yapıyorlar?
Bunları geri dönüşüme veriyorlar.Bu
dönüşüm sonrasında aldıkları para çok komik. 100 kilo kartona 20 lira! Belki
daha az. Yaptıkları iş ise çekilmez bir iş. Bu kartonları toplayarak sadece
sermayedarlara faydaları olmuyor. Öyle ya sermayedarlar bu kartonları oluklu
mukavva yapıp ambalajlamada kullanıyor. Ambalajlama maliyeti bir şirketi zor
duruma düşürecek kadar büyük bir maliyettir. Bu karton toplayıcılar sayesinde
yarı yarıya düşürebiliyorlar maliyetlerini. Ama bunun dışında kartonların
toplanması çevredeki pisliklerin azalması,daha az ağaç kesilmesi gibi faktörleri
de etkiliyor.
Gökhan Hoca
güzel anlatmıştı fakat ben dinlerken duygulanmış ve üzülmüştüm. Bu gün bir
fabrika sadece işçilerine değil fabrika ile alakası olmayan insanlara ve en
önemlisi doğaya da büyük zararlar vermektedir.
Peki
hangimiz bunu engellemeye çalışıyoruz? Yada engellemeye çalıştığımız zaman
engelleyebiliyor muyuz?
Büyük
ihtimalle hayır. Çünkü onların parası var, çünkü onlar devlete senden daha
fazla vergi veriyorlar ve sen devletin gözünde sadece bir bireyken onlar para
kapısıdır. Böyle bir ülkede kaç kişi Kapitalizm yok diyebilir?
Hala daha
bunu söyleyen varsa onu gözlerinden öpüyor, Allah’ıma havale ediyorum…
Mustafa Aksoy
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Lütfen yorumlarınızda kullandığımız kelimelere dikkat edelim.