İnsanların
ölüme olan merakını, korkusunu ve hatta özlemlerini anlıyorum. Ya da anlıyor
gibi yapıyor da olabilirim. Yani intihar etmek falan olabilecek şeyler. Ama
bunu yapmak için sanırım aptal olmak gerekir. Ya da gerçekten hastasınızdır.
“Ahmet beni
terk etti. Öldüreceğim kendimi!” Bu mudur yani? Hayatının değeri 5 harf mi? Ya
da 10 bilemedim 20. Tamam anlıyorum her insanın psikolojik sorunları olabilir.
Hayattan nefret ediyor da olabilir insan. Ama yaratan sana bir beyin vermiş,
akıl vermiş yani onların varlığını unutmamak lazım. Arada bu özellikleri
kullanmak lazım.
Yani benim
de kendimi öldürmek için ağarttığım sakallarım var.Mesela kendimi öldürmenin en
kısa yolu saçlarımı kestirmek. Ya da sakallarımı. Belki de spor yapsam da
kendimi öldürmüş olurum. Ya da kitap okurken. Alışık olmadığım şeyler bunlar.
Yani ben ben olsam yapmam böyle şeyleri. Öyle ya kitap okuyunca ne olacak!
Öyle değil
efendim. İnsanın sorunu ne olursa olsun Polyanna diye bir karakter üretilmiş.
Mesela sevgilinden mi ayrıldın? Çok mu seviyordun?
O zaman
çağır Polyanna’yı eski sevgilinin kaldığı yerden devam etsin. Pantolonunu dert
etme yani. Onsuz da yaşayabilirsin. Öldürmeye ne gerek var ki. Dünyada salak
olmazsa akıllılar ne yapar. Lütfen yaşayın o yüzden.
Geçtiğimiz
günlerde bir çift gördüm . Yani çift derken
el ele tutuşmuş iki genç. Sırf onları görmek için de bakmıyordum hani.
Önümde yürüyorlardı. Ama bu iki ergen arkadaş ( ikisi de tahminim 20 den fazla
yaşa sahipti) konuşmayı geçmişler, sevişiyorlardı. Sokak ortasında kelimelerle
birbirlerini orgazm edecek düzeye gelmişlerdi. Yani toplum içinde ayıplanan bu
hareketin neden ayıplandığını o an anladım. Yürüyen çadırlara engel olmak için elbette! Hasıl kelam bu hatunla
yanındaki dallama yani çifte kumrular böyle yalaşa yalaşa yürürlerken karşıdan
gelen bir hatun yüzünden tartışıp ayırılmışlardı. Tartışma sebebi şuydu;
karşıdan gelen hatuna neden bakıyormuşmuş da muş muş. Ulan be insafsız! Ben
utandım hatunun çıplaklığından be! Tamam saygı duyuyorum soyunup yollara dökülebilirler.
Ama insanın dikkatini çekince de terbiyesiz sıfatı takılmasın. Yani şöyle
düşünün bir fotoğraf sergisi ya da resim sergisi var. Ve serginin ortasından
geçiyorsunuz. Mantıklı olan bir insan o sergiden geçerken bakar, fotoğrafları
inceler. Aynı durum burada da geçerli.
Hatun sergiyi açmış e mantıklı insan da
bakar.
Önümde
yürüyen bu çocukcağıza o an üzülmüştüm ne yalan söyleyeyim. Umarım yanındaki
mendebur için intihar etmez. Akıllı bir çocuğa benziyordu.Gerçi liseli aşıklar gibi takılan birinden akıllı
olması beklenemez ya neyse.
O gün
yaşadığım olaydan sonra kendimi öldürmeye karar verip sakal bıraktım. Öyle ya
normal olan ben sakal bırakmaz. Ya da belki normal olanı sakal bırakıyordur.
Kendimi aşağılamak istemiyorum ama harbiden hangisinin ben olduğumu unuttum.
Ben kırmızıyı mı daha çok severdim maviyi mi? Kot pantolon mu giyerdim, kumaş
mı? Esmer tenlilerden mi hoşlanırdım, beyaz mı yoksa buğday mı? Saçlarımı
uzatmayı seviyor muydum? Hangi müzik türü beni ifade ediyordu? Küfür etmeyi çok
mu seviyordum? Ela gözlüleri mi severdim yoksa kahverengi mi?
Sanırım bir
tek bunun cevabını biliyorum. Ela gözlüleri seviyorum çünkü bencilim…
Doğal insanlardan hoşlanıyorum çünkü
hayvanlarda doğallık onu diğerlerinden ayrı kılmıyor. Ama makyaj yapan bir hayvana
rast gelirsem onunla sevişeceğim diye bir söz vermiştim kendime o yüzden en son
seviştiğim kızdan özür diliyorum.
Tamam kabul
ediyorum çok konuştum. Ben en iyisi kendimi öldüreyim yine. Sonra Polyanna’yı
çağıracağım. Çünkü ellerim dolu. Kitap okuyorum.
Kadın da
kitap gibidir biliyorum. Zırvalamaya da pek gerek duymuyorum. Sadece tavsiyem
biraz gerçekçi olmanızdan yanadır. Kimse kimsenin payına ölmez. Her ölen kendi
mezarında yatar. Bir de cesetler sevişemez.
Kendini
öldürmek isteyen olur da okursa bu yazıyı, (ki şayet okuyacak kadar sabırlıysa
harbiden kendini öldürmesin) gitsin saçlarını sakallarını kestirsin,
pantolonunun paçasını kestirsin, o da olmadı derdim de, niyeti varsa onu da
kestirsin! En güzel ölüm bu . Başka bedenlerde, farklı kafalarda değil de aynı
bedende farklı kafaları yaşamak en güzel ölüm. Reankarnasyon zırvalarıyla da
uğraşmıyorsun hem. Al bir jilet ister kolunu kes ister sakalını. Birinde
gerçekten ölürsün diğerinde psikolojik olarak ölürsün. İnsan bedeni bir kere
ölür ama ruhu her an ölüp yeniden doğar.
İyi ki
doğdun evlat!
Mustafa Aksoy
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Lütfen yorumlarınızda kullandığımız kelimelere dikkat edelim.