26 Ocak 2013 Cumartesi

İyi ki doğdun Evlat


İnsanların ölüme olan merakını, korkusunu ve hatta özlemlerini anlıyorum. Ya da anlıyor gibi yapıyor da olabilirim. Yani intihar etmek falan olabilecek şeyler. Ama bunu yapmak için sanırım aptal olmak gerekir. Ya da gerçekten hastasınızdır.

“Ahmet beni terk etti. Öldüreceğim kendimi!” Bu mudur yani? Hayatının değeri 5 harf mi? Ya da 10 bilemedim 20. Tamam anlıyorum her insanın psikolojik sorunları olabilir. Hayattan nefret ediyor da olabilir insan. Ama yaratan sana bir beyin vermiş, akıl vermiş yani onların varlığını unutmamak lazım. Arada bu özellikleri kullanmak lazım.
Yani benim de kendimi öldürmek için ağarttığım sakallarım var.Mesela kendimi öldürmenin en kısa yolu saçlarımı kestirmek. Ya da sakallarımı. Belki de spor yapsam da kendimi öldürmüş olurum. Ya da kitap okurken. Alışık olmadığım şeyler bunlar. Yani ben ben olsam yapmam böyle şeyleri. Öyle ya kitap okuyunca ne olacak!
Öyle değil efendim. İnsanın sorunu ne olursa olsun Polyanna diye bir karakter üretilmiş. Mesela sevgilinden mi ayrıldın? Çok mu seviyordun?
O zaman çağır Polyanna’yı eski sevgilinin kaldığı yerden devam etsin. Pantolonunu dert etme yani. Onsuz da yaşayabilirsin. Öldürmeye ne gerek var ki. Dünyada salak olmazsa akıllılar ne yapar. Lütfen yaşayın o yüzden.

Geçtiğimiz günlerde bir çift gördüm . Yani çift derken  el ele tutuşmuş iki genç. Sırf onları görmek için de bakmıyordum hani. Önümde yürüyorlardı. Ama bu iki ergen arkadaş ( ikisi de tahminim 20 den fazla yaşa sahipti) konuşmayı geçmişler, sevişiyorlardı. Sokak ortasında kelimelerle birbirlerini orgazm edecek düzeye gelmişlerdi. Yani toplum içinde ayıplanan bu hareketin neden ayıplandığını o an anladım. Yürüyen çadırlara engel olmak için elbette! Hasıl kelam bu hatunla yanındaki dallama yani çifte kumrular böyle yalaşa yalaşa yürürlerken karşıdan gelen bir hatun yüzünden tartışıp ayırılmışlardı. Tartışma sebebi şuydu; karşıdan gelen hatuna neden bakıyormuşmuş da muş muş. Ulan be insafsız! Ben utandım hatunun çıplaklığından be! Tamam saygı duyuyorum soyunup yollara dökülebilirler. Ama insanın dikkatini çekince de terbiyesiz sıfatı takılmasın. Yani şöyle düşünün bir fotoğraf sergisi ya da resim sergisi var. Ve serginin ortasından geçiyorsunuz. Mantıklı olan bir insan o sergiden geçerken bakar, fotoğrafları inceler.  Aynı durum burada da geçerli. Hatun sergiyi açmış  e mantıklı insan da bakar.
Önümde yürüyen bu çocukcağıza o an üzülmüştüm ne yalan söyleyeyim. Umarım yanındaki mendebur için intihar etmez. Akıllı bir çocuğa benziyordu.Gerçi  liseli aşıklar gibi takılan birinden akıllı olması beklenemez ya neyse.

O gün yaşadığım olaydan sonra kendimi öldürmeye karar verip sakal bıraktım. Öyle ya normal olan ben sakal bırakmaz. Ya da belki normal olanı sakal bırakıyordur. Kendimi aşağılamak istemiyorum ama harbiden hangisinin ben olduğumu unuttum. Ben kırmızıyı mı daha çok severdim maviyi mi? Kot pantolon mu giyerdim, kumaş mı? Esmer tenlilerden mi hoşlanırdım, beyaz mı yoksa buğday mı? Saçlarımı uzatmayı seviyor muydum? Hangi müzik türü beni ifade ediyordu? Küfür etmeyi çok mu seviyordum? Ela gözlüleri mi severdim yoksa kahverengi mi?
Sanırım bir tek bunun cevabını biliyorum. Ela gözlüleri seviyorum çünkü bencilim…
Doğal insanlardan hoşlanıyorum çünkü hayvanlarda doğallık onu diğerlerinden ayrı kılmıyor. Ama makyaj yapan bir hayvana rast gelirsem onunla sevişeceğim diye bir söz vermiştim kendime o yüzden en son seviştiğim kızdan özür diliyorum.

Tamam kabul ediyorum çok konuştum. Ben en iyisi kendimi öldüreyim yine. Sonra Polyanna’yı çağıracağım. Çünkü ellerim dolu. Kitap okuyorum.
Kadın da kitap gibidir biliyorum. Zırvalamaya da pek gerek duymuyorum. Sadece tavsiyem biraz gerçekçi olmanızdan yanadır. Kimse kimsenin payına ölmez. Her ölen kendi mezarında yatar. Bir de cesetler sevişemez.
Kendini öldürmek isteyen olur da okursa bu yazıyı, (ki şayet okuyacak kadar sabırlıysa harbiden kendini öldürmesin) gitsin saçlarını sakallarını kestirsin, pantolonunun paçasını kestirsin, o da olmadı derdim de, niyeti varsa onu da kestirsin! En güzel ölüm bu . Başka bedenlerde, farklı kafalarda değil de aynı bedende farklı kafaları yaşamak en güzel ölüm. Reankarnasyon zırvalarıyla da uğraşmıyorsun hem. Al bir jilet ister kolunu kes ister sakalını. Birinde gerçekten ölürsün diğerinde psikolojik olarak ölürsün. İnsan bedeni bir kere ölür ama ruhu her an ölüp yeniden doğar.

İyi ki doğdun evlat!

Mustafa Aksoy

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Lütfen yorumlarınızda kullandığımız kelimelere dikkat edelim.