26 Ocak 2013 Cumartesi

Her Bilgi İçin Bir Parmak


Ben oldum olası tebeşir kokan sınıflarda eğitim verilmesini anlamamışımdır. Geniş bir sınıf vardır ve sıralar simetrik dizilmiştir ve işin ilginci en önce genelde en uzun boylu ve en zeki öğrenciler oturtulmuştur. Çünkü öğretmenin işi sesinin ulaştığı yeri eğitmektir. Yedi yaşında çocuklar arasından seçmece yaparlar. Çünkü dinlemeyene anlatmak zordur. En önde zeki öğrenciler arkadaki tembel arkadaşlarına caka satarlar. Arkadaki parmak kaldırsa öğretmen onu görmez. Zeki öğrenciler her zaman bir puan öndedirler. İşin doğrusu öğretmende öğretmenliği öğrenememiştir çünkü; avukat,hemşire,boyacı,simitçi,bilgisayar programcısı ya da kimyacı olma ihtimali çok yüksektir. Mesela hep dikkatimi çekmiştir sınıf öğretmenleri. Mantıken, yedi yaşındaki bir çocuğa eğitim verecek insanın çocuk psikolojisinden anlaması lazım. Yani onu eğlendirecek ve eğlendirirken de öğretecek insanlar olmaları lazım.  “Ödevi yapmazsanız sizi sıra dayağına çekerim” anlayışıyla yaklaşırsa  benim garip kardeşim arka sırada oturur tabi. Ailesi hep dayakla tehdit etmiştir ve çocukcağız korkudan kaçırıyor altına.
Bir de anlamadığım şey derste sorulan sorulara parmak kaldırmak. Toplumda abes bir bahis olan parmak bahsi çocukların aklına neler getiriyordur kim bilir. Ben çok iyi hatırlıyorum derste parmak kaldırdığım halde bana söz hakkı vermeyen hocaya” bu parmağı götüne sokacaaam senin” dediğimi. Çünkü bende biliyordum. Arka sırada oturduğum için bana cevap hakkı vermeyen demokrasi yoksunu otoriter zihniyete parmak atmak istiyordum.
Bana göre beyni daha bilgiye aç olan çocuğa eğitim verecek kişinin özgürlük tanımını çok iyi bilip hümanist yaklaşım sergilemesi gerekiyor. Bir de bilgili olmalı tabi. Ayrıca bütün bunların yanına tiyatro, müzik, edebiyat vs katabilirse ne mutlu ona. En güzel öğretmendir o.  Bizim mesela bir baş öğretmenimiz vardı adı Kemal. Bu öğretmende sınıf öğretmeni değildi. Aksine askerdi. Özgürlüğün tanımını çok iyi biliyordu ama. Din, devlet ayırabiliyordu. İnsanları da çok seviyordu. Edebiyata, bilime,sanata çok düşkündü çoook. Çok şey öğrendim ondan. Barışı öğrendim, insanlığı ve insanları sevmeyi öğrendim,kalemin kılıçtan keskin olduğunu öğrendim. Özgürlüğü öğrendim her şeyden önce. Eşitliği ve demokrasiyi, yurttaşlığı, vatan kavramını, kardeş kavramını ve dini ile dilimi öğrendim. Kemal  idi adı. Benim en sevdiğim öğretmenim. Salıncakta da sallanırdı, siperlerde de kanlanırdı. Benim öğretmenim askerdi.
Ben her söz istediğimde söz hakkı verirdi. Çünkü hak milletindir ve yaratandan gelen bir şeydir. Bilirdi. Sadece ben değil bütün öğrenciler severdi onu. Nerede bir çocuk görse başını okşardı. Çocuklar için bayramlar kutlattırdı.
Benim öğretmenim insandı. Halkın içinden biri olduğunu unutmazdı ve en önemlisi adam gibi rakı içerdi.
O zamanlar aklım yetmezdi ama bende büyüyünce adam gibi rakı içip halk için kafa patlatacağım derdim. Benim öğretmenim Kemal idi. Sırf eğitim için çabalardı. Sırf torunları, gelecek nesli rahat etsin diye inklaplar yaptı. Kemal idi o Kemal. Bilseydi öğretmenliğin para kazanmak için en kolay yol olarak görüleceğini bırakır mıydı sizin gibi zübbelere bu kutsal mesleği.
O Kemal idi ve Mustafa idi. Matematikte başarılıydı her zaman. Asker olmak için canla başla çalıştı da kurtardı bu toprakları. İlim sahibiydi.
Kemal öğretmenimi sevmeyen dinini de inkar etmiş sayılır belki. Çünkü o özgürlüğü bize öğretmeseydi hangimiz dinini özgürce yaşayacaktı.
Şimdi kimin haddine benim öğretmenime dil uzatmak.Utansın millet utansın. Peygamberden sonra gelmiş nadir insanlardan birine dil uzatmak ne haddimize. Kemal öğretmenim bana alfabeyi vermiş, seçme ve seçilme hakkımı vermiş, eşitliği vermiş daha ne isteyeyim.
Ben hep arka sırada oturup en ön sırada okutulmayan hitabeyi okurdum. Kendine öğretmen sıfatını yakıştıranlar matematik ile caka satarken İstiklal Marşı’nı okutmazdı. Gençliğe Hitabe’yi okutmazdı. Noktası virgülüne öğrendim. Çünkü bana bunları burnu havada öğretmenler değil Kemal öğretmenim öğretti.

Şimdi gelelim öğretmenliğe sürülmüş lekelere…  Bu kutsal mesleğin hakkını veren de çoktur bilirim. Sözüm onlara değildir. Onlar kutsal insanlardır. Bir öğretmen bir insanın değil binlerce belki de yüzlerce insanın geleceğinden sorumludur. Sen ki aldığın para karşısında eğitim vermiyorsan ateşler içinden çıkamazsın.
Öğretmenliği devlete sırtını yaslayıp rahat bir hayat sürdürmek için isteyenlere Kemal öğretmenimi örnek gösteriyorum. O öğretmenliği kürsü başında da yaptı, cephede siperde de. O öğretmenliği sıcak odalarda elinde bir kumanda ile yapmadı. Hazır harflerle yapmadı. Zorlukları aşarak soğuk odalarda ve elinde abaküsü ile yaptı. Harf devrimi yaptı.
Kim bilebilirdi Kemal öğretmenim? Öğretmenliğin bu kadar evrim geçireceğini.
Parmak kaldırmamazlık yapmıyorum eskisi gibi. Parmağım hep havada  ve olurda söz hakkı alamazsam parmak atmayacağım kimseye o parmakla kara tahtanın üstünde duran resmini ve Gençliğe Hitabe’n ile İstiklal Marşımızı göstereceğim herkese en arka sıradan…

Mustafa Kemal Atatürk

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Lütfen yorumlarınızda kullandığımız kelimelere dikkat edelim.