26 Ocak 2013 Cumartesi

Sarılarak Sevişenler


Kilometrelerdi aramızdaki mesafe. Onu da tüketince tökezleyip kalırdık. Ne el ele tutuşabilirdik ne de gözlerimizi ayırıp konuşabilirdik. Arkadaşça bir aşk yaşıyorduk belli ki. Onu her arzulayışımda biraz sarılıyordum sadece. Sarılıp kumral saçlarının dalgalarında kulaç atıyordum. Kokusunu soluyordum, o tropikal bölgelerde yetişmiş meyveleri andıran kokusunu. Gözlerimi kapadığımda göğüslerini avuçlayıp kulak memeleri ile emzirildiğimi hissediyordum. Biraz daha sıkı sarılıyordum sonra. “ Seni çok seviyorum can dostum.” Diyordu.  O zaman hayal dünyasından çıkıp gerçeğe dönüyordum. Hayata döndüğümde yerin en dibine gömülüyordum. Aşk ya, arzulamaktan kendimi alıkoyamıyordum. Adı Eda’ydı ama ben ona Lavinya diyordum. Nedenini bilmiyordum böyle hitap etmemin. Sanırım bir sebebi yoktu. Lavinya hoş kokulu ve narin…
Çağın en önemli iletişim araçlarında biriyle başlamıştı platonik olan aşkımız. Yani ben ona ölesiye aşıktım o bana can dostum diyerek belli ediyordu sevgisini. Neslin çoğu sanal alemde aşk yaşarken ben de tadına bakmıştım bu meretin istemeden. Lavinya ile bu şekilde bir arkadaşlık sitesinde tanışmıştık. Gençliğin,tazeliğin ve fantezilerin sınırsızlığında, ergenliğin en arzulu zamanında  tanımıştım onu. Sonralarda biraz samimiyet başlamıştı. Gençtim,hevesli ve espiriliydim. Kızların hoşuna giderdim, ukalaydım. Aslında acizdim de. Çünkü aşk benim için sex ile doğru orantılıydı. Bana bunu hissettiren kızların hepsinden nefret etmiştim Lavinya’yı tanıdıkça. O özel, o kutsal, o cennet kokan ve göğüslerini bebelerine emzirmek için açan bir kızdı. Yani ben öyle aşık olmuştum ona. Masumluğuna,dürüstlüğüne,sempatisine,ojesine,rimeline,rujuna, dudaklarına,gözlerine yani her yerine. Cennet  bahçesinden koparılıp yanaklarına konan gamzelerine. Dalgalı saçlarının her gözüne gelişine, anneme “Nasılsın annecim?” deyişine. Benimseyişine ve beni benim gibi sevişine aşıktım.

Çok gençtim o zamanlar  ve henüz aşkın saf fısıltısını duyuyordum. Lavinya’nın göğüslerinden çok bakışları ilgilendirir olmuştu beni. Evet sarılınca bütün erotikliğiyle hissediyordum aşkımı. Ama ona hiçbir şekilde hissettirmiyordum.Platoniktim ulan! Daha ne olsun?
Aşkı için arkadaşlarımı mezara gömdüm çünkü onun omzunda ağlamak daha bir erotik hissettiriyordu aşkımı. Bütün masumiyetimle sevişiyordum onunla. Ama o benim ona sarıldığımı düşünüyordu.. Arkadaşlarımı öldürmem yetmedi ve peşi sıra önüme geleni öldürdüm onun için.
Hikayeye geri dönüp anlatmak istesem anlatabilir miyim bilmiyorum. Çünkü aşk bu. Anlatmak yaşamaktan daha zor. Ben yaşarken çok zorlandım anlatırken ağlayabilirim. Nerden bakarsan aşka çekici gelecek bir yer vardır ve aşk virüsünü kapmış olan herkes bir gün şiire alışacaktır.
Bende şiirler yazarak aşık olduğumu hissederdim. Bir sevdiğim yoktu ve sadece yalnızlığa dem vururdu mısralarım. Hiç öpmediğim dudaklardan, hiç dokunmadığım tenlerden ve tatmadığım kadınlardan bir şeyler alıp yazardım. Sonra birden yalnızlığıma ve çaresizliğime söverdim. Değişen ne oldu derseniz, değişen şey sadece yazdığım şeylerin gerçekliği oldu sadece. Sonuçta yine yalnızım.
Lavinya, internette sıkılmış bir halde dolanırken arkadaşlık sitesine üye olmam ve çaresizliğimi internet ile gidermeye çalışmam sayesinde karşıma çıktı. Aslında amacım sadece geyik muhabbeti yapmaktı. Onunla ne sevişmeyi düşünecektim ne görüşmeyi. Sadece internetten de olsa konuşacak biri olsun isteyerek başlamıştı konuşmalarımız. Bu konuşmalara Messenger ile daha da samimileşip video görüntüleriyle iyice ateşlenmişti.Giderek gerçek hayattan kopup sanal bir dünyaya adamıştım kendimi. O hep güler yüzlü, samimi ve sevecendi. Beni en çok etkileyen özelliği ise doğallığıydı.
Sonra bir ara görüşmeye karar vermiştik. Ondan çok etkilenmiştim çünkü hayatımda ondan başkası yoktu. Samimiyetimiz sevgiye, sevgi aşka dönüşmüştü. Görüştüğümüzde bu aşkın alevlendiğini hissediyordum. Eminim o da hissediyordu. Çünkü ellerine dokunduğumda avuçlarının terlediğini nefes alış verişinin hızlandığını hissediyordum. Ama fındık büyüklüğündeki göz bebekleri heyecanını gizleyemiyordu. Onlar beni görüyor ve beni benimsiyordu. Benim bebeklerimdi onlar. Gençliğimin en huzurlu günlerindendi belki de o gün ve peşi sıra gelen günler. Bir günlük görüşmenin ardından aylarca özlem çekmeler, aylarca özlem çekip saatlerle özlem dindirmeler faslı başlamıştı.
Onunlayken yer yüzü magma kadar sıcak, kutup kadar titrekti. Bir insan terlerken üşür mü? Eğer hasta değilse elbette üşümez. Ama onunlayken kan ter içinde kalıp tir tir titrediğimi hissediyordum. Yere basan ayaklarımın tabanında toprağı,çakıl taşlarını ve kaldırımları hissetmiyordum. İyonosfer dalgalarının çarpıntısıyla donup kalıyordum. Yamaçları bir nefeste tırmanıyordum çünkü o vardı. Lavinya…
Oksijen kaynağı, hayata bakış açımı değiştiren kız.Yalnızlığımın düşmanı ve kahramanım. Çizgi film karakterleri gibi çıkıp hayatıma yerleşen güzel… Pamuk Prenses’in güzelliğine şahit aynanın daha güzel bulduğu güzel…
İşte o benim aşık olduğum suret,o sima benim. Benim o kadın, o göğüsler, o kalçalar, o saçlar ve o zevk inleyişleri benim. Dişlerinin arasına sıkışmış o dudaklar benim. Südyeninin kilidini kırmış eller benim. Benim o fındık büyüklüğündeki göğüs uçlarını dişleyen aslan. Bütün erotikliğimle, bütün fantezilerimle ve bütün sapıklığımla tam olduğum yerdeyim. Sımsıkı sarılmışım ya bütün fantezilerimle hayallerdeyim.

Lavinya ile her görüşmemizde biraz daha uzun sarılıyorduk ve ben böylece hayallerimi uzattıkça uzatıyordum. Fakat ona hiçbir zaman bu arzularımı hissettirmiyordum. Çünkü ben onu benim olarak arzuluyordum fakat onun hayatına benden başka herkes girip çıkıyordu. Burnunun ucundaki aşktan oluşan dağı görmüyordu. Körü körüne aşık oluyordum.  İşte o zaman anladım aşkın insanın kendini yönlendirmesiyle doğacağını. Hiç tanımadığım, hiç görmediğim ve hiç sevişmediğim hatta aynı oksijeni solumadığım birine aşık olmuştum.
O ise bana “ Can Dostum” diyordu. Bu  ne biçim dostluktu! Hasiktir diyordum bana her öyle deyişinde. İçimden geçen küfürlerin ardı arkası kesilmiyordu fakat o benim dişlerimin görünüşüyle güldüğümü düşünüyordu. Sürekli değişen sevgililerini çağırıyordu buluşmalarımızda. Artık bizim için değil de yeni sevgililerini tanımam için çağırır olmuştu. Oysa onu öylesine içime sindirmiştim ki tanıştırdıkları yüzleri şimdi görsem hatırlamam. Hiçbirinin sıfatına  bakmıyordum. Baktığım her yerde Lavinya. Kokladığım her koku  yine o. Susamıyordum ben Lavinya istiyordu canım. Takvimler Lavinya’yı gösteriyor, saat Lavinya’nın gelmesine hep on kala oluyordu.

Onunla birlikte olabilmek için öldürdüklerimin sayısını hatırlamıyorum. Ama en son babamı öldürdüm onun uğruna. Babamın gözünde belki ölmüştüm ben ama önce onu öldürdüm. Lavinya ise beni öldürdü daha sonra. Sonra ‘ ölümlerden ölüm beğen oğlum’ deyip kendimi hayatta bıraktım. Sürekli acı çeker halde ve babamın sevgisine, küfrüne, öfkesine özlem duyarak ve Lavinya’nın yok oluşunu anımsayarak her gece ölmek için yatıyor  ve ölmeden yeni bir güne başlıyordum.

Sonra bir şey fark ettim. Yeniden doğan güneş bana umut verdi. Yaşıyordum, nefes alıp veriyordum ve sağlıklıydım. Babamı özlemek biraz canımı yakıyordu ama güçlüydüm. Çünkü bana güçlü olmayı babam öğretmişti.Güçlü olmasaydım ağlardım ama ağlamamayı da öğretmişti. Bu vurdum duymazlık değildi. Sadece kabullenebiliyordum.
Lavinya’nın gidişini de kabullendim ve hayatıma yeni hayatlar sokmaktan çekinmedim. Her yeni hayat bir çift dik göğüs ve bir vajina demekti. Ben de yeni hayatların bütün niğmetlerinden yararlandım sarılarak. Hayallerin sınırı yoktu bunu çok iyi biliyordum. Ve sarılırken kulak memelerini emip dudaklarını öpüyordum. Hayallerimin sınırsızlığıyla hayatımın sınırları arasında sıkışık kaldığım için içten içe bir kasık ağrısı çekip kendimi sabunun başında ve duşta buluyordum. Keşke hayallerimdeki erkeğin civanmertliği gerçek hayatımda da olsa. O erkek hiç olamadım çünkü ahlak sınırlarımın içersinde boğulup kalıyordum. Lavinya’nın öldürüşüyle ölmüştü bütün cesaretim. Sadece öpüp koklamayla kalıyordum ve bir gün ellerimin nasırlarıyla kendimi boğup öldüreceğim biliyorum.
Bu yüzden artık yumuşatıcı kremler kullanarak mastürbasyon yapıyorum ve  Lavinya’ya sarılırken daldığım hayalleri düşünüyorum. Çünkü hayatımın bütün erotikliğini o hayallerle kaybetmiş bir insanım.
İnleme Lavinya biliyorum sadece sarıldık ve birazdan gideceksin! 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Lütfen yorumlarınızda kullandığımız kelimelere dikkat edelim.