Ben geldim sevgilim. Saman yolundan
kopup geldim. Dört nala koşup atmosferi aşıp geldim. Kadınım ben geldim. Rujlu
dudaklarına bir damla şarap ile geldim. Kirpiklerine hamak kurup gözlerinle
yatıp geldim.
Sana kimselere imrenip gelmedim ben.
Sana kaplumbağaların sırtında, tavşanları geçerek geldim. Öylesine imkansızdı
ama ben geldim. Anka kuşunun kanadına bağladığım düşlerimi göbek deliğinin
çıkmazından çıkardım da geldim.
Yoksa hiç mi özlemedin? Oysa özlem
aşkın közüdür. Kor olur yanarsın ve sevdiğine
dokunduğunda anlarsın, yanarken acımazsın. Sadece özlersin.
Sana Mecnun gibi dağları aşıp gelmedim ki
sevgilim. Sana Musa’nın Nil’i bölmesi gibi kıtaları koşup geldim,okyanusları
aşıp geldim. Uçakların kanatlarına gül takıp pilotlarına bakıp geldim. Göç eden
leyleklerle arkadaşlık yapıp geldim.
Hem ben hiç aşk yaşamadım ki. Ama
koluma aşkların en büyüğünü takıp geldim. Heybeme aşk dolu sözcükler de
koymadım üstelik.Sepetime aşkı koyup geldim. Yıldırımlara parmak uzatıp aşkınla
şarj olup geldim. Gök gürültülerini susturup aşktan konuşup geldim.
Sen yağmur yağıyor diye yüzünü gökyüzüne
çevirirken ben bulutları göz yaşlarımı yağdırmalarına ikna edip geldim. Güneşe
sırtını dönüp masaj yaptırırken ben rüzgara engel olup geldim.
Yaz demedim, kış demedim, Kuzey ,Güney,
Asya , Afrika demedim. Saman yolunu terk edip geldim.
Bana sarılmayacak mısın?
Mustafa Aksoy
13.12.2012
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Lütfen yorumlarınızda kullandığımız kelimelere dikkat edelim.